3 Kasım 2026endustriyatirim.com.tr
← Tüm Haberler
🏭 OSB / Sanayi

Türkiye Çelik Sektöründe 30 Yıllık Dönüşümün Finansmanı: Karbon Fiyatlandırması Yılda 1,5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir

Agora Industry tarafından, İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) katkılarıyla hazırlanan “Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası” raporu açıklandı. Rapora göre Türkiye, doğru tasarlanmış bir ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Ulusal Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) aracılığıyla çelik sektörünün karbonsuzlaşması için yılda 0,5-1,5 milyar euro arasında kaynak yaratabilir.

3 Kasım 2026·Agora Industry – Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası | İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) | Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA)
Türkiye Çelik Sektöründe 30 Yıllık Dönüşümün Finansmanı: Karbon Fiyatlandırması Yılda 1,5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir

Çalışma, Türkiye çelik sektörünün önümüzdeki 20 yılda gerçekleştirmesi gereken yıllık yaklaşık 1,5 milyar euroluk dönüşüm yatırımının nasıl finanse edilebileceğini ve ülkenin küresel temiz çelik pazarında nasıl daha güçlü bir konuma gelebileceğini ortaya koyuyor.

RAPORUN ÖNE ÇIKAN RAKAMLARI

🔹 1,5 Milyar Euro: Çelik sektörünün dönüşümü için önümüzdeki 20 yıl boyunca ihtiyaç duyulan yıllık yatırım tutarı.

🔹 0,5-1,5 Milyar Euro: Ulusal ETS ve Ulusal SKDM aracılığıyla yıllık yaratılabilecek potansiyel karbon geliri.

🔹 %92: Hızlandırılmış dönüşüm senaryosunda çelik sektörünün 2025-2050 döneminde emisyonlarını azaltma potansiyeli.

🔹 29.000 Yeni İstihdam: Güneş ve rüzgâr enerjisi, elektrolizör üretimi ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimi değer zincirlerinde oluşabilecek yeni iş imkânı.

🔹 26 Milyon Ton: Türkiye'nin yurt içinde topladığı hurda miktarını 2050 yılına kadar çıkarması gereken hedef seviye. Mevcut miktar yaklaşık 10 milyon ton.

🔹 100 Euro/Ton: Doğal gaz bazlı demir üretiminden elde edilen çeliğin maliyetinin kömür bazlı çelikle eşitlenebileceği öngörülen karbon fiyatı.

🔹 140 Euro/Ton: Yeşil hidrojen bazlı demir üretiminin kömür bazlı üretimle maliyet açısından rekabet edebilir hale gelebileceği karbon fiyatı.

KARBON FİYATLANDIRMASI ÇELİK SEKTÖRÜNÜN YATIRIM MODELİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

Raporda üç farklı dönüşüm senaryosu değerlendiriliyor:

🔹 Mevcut Politikalar Senaryosu: Kömüre dayalı üretim ağırlığını koruyor. Düşük emisyonlu teknolojilere geçiş sınırlı kalıyor.

🔹 Kademeli Dönüşüm Senaryosu: Kömür kullanımının aşamalı olarak azaltılması ve temiz üretim teknolojilerine geçilmesi öngörülüyor. Ancak düşük karbon fiyatı nedeniyle ithal demire bağımlılık riski artıyor.

🔹 Hızlandırılmış Dönüşüm Senaryosu: Erken yatırımlar, güçlü karbon fiyatlandırması ve politika desteğiyle 2050 yılına kadar emisyonlarda %92 azalma sağlanabiliyor. Rapora göre Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu olan tek senaryo bu.

ULUSAL ETS VE SKDM İLE 1,5 MİLYAR EURO TÜRKİYE'DE KALABİLİR

Türkiye'nin AB ile ticaretinde karbon maliyetleri giderek daha önemli hale geliyor.

Rapora göre Türkiye, AB ETS fiyatlarıyla uyumlu bir ulusal karbon fiyatlandırma sistemi oluşturursa çelik ihracatına ilişkin yılda yaklaşık 1,5 milyar euroluk karbon gelirini AB yerine kendi ekonomisinde değerlendirebilir.

Bu kaynağın, kurulması önerilen Yeşil Çelik Karbonsuzlaşma Fonu aracılığıyla sektöre aktarılması öngörülüyor.

Fon kapsamında; düşük emisyonlu demir ve çelik üretim tesisleri, yeşil hidrojen yatırımları, elektrolizör üretimi, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik şebekesi ve iletim altyapısı, karbon yakalama ve depolama teknolojileri desteklenebilir.

YEŞİL ÇELİĞİN NİHAİ ÜRÜNLERE MALİYETİ SINIRLI KALABİLİR

Raporda yeşil çeliğe geçişin nihai tüketici ürünleri üzerindeki olası maliyet etkileri de hesaplandı.

🔹 Elektrikli otomobil: Yaklaşık 270 euro (%0,9) fiyat artışı.

🔹 Çamaşır makinesi: Yaklaşık 8 euro (%1,3) fiyat artışı.

🔹 Ev tipi klima: Yaklaşık 9 euro (%0,8) fiyat artışı.

Bu hesaplamalar, düşük emisyonlu çeliğin kullanımının nihai ürün fiyatlarına etkisinin sınırlı olabileceğini gösteriyor. Raporda yeşil kamu alımları, asgari kullanım kotaları ve uzun vadeli satın alma anlaşmalarıyla düşük emisyonlu çelik için düzenli bir pazar oluşturulması öneriliyor.

TÜRKİYE'NİN HURDA VE HAM MADDE GÜVENLİĞİ RİSK ALTINDA

Türkiye dünyanın en büyük hurda çelik ithalatçısı konumunda bulunuyor. Ancak AB başta olmak üzere yaklaşık 50 ülkenin hurda ihracatına yönelik kısıtlamaları, Türkiye'nin ham madde tedarikinde yeni riskler oluşturuyor.

Rapora göre yurt içi hurda toplama miktarının 2050 yılına kadar 10 milyon tondan 26 milyon tona çıkarılması gerekiyor. Bunun yanında yalnızca hurdaya dayalı elektrik ark ocağı üretiminin yeterli olmayabileceği, cevherden düşük emisyonlu demir üretim kapasitesinin de geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Bu yaklaşım, Türkiye'nin özellikle yüksek kaliteli yassı çelik üretiminde ithalat bağımlılığını azaltmasına ve daha yüksek katma değerli üretim yapmasına katkı sağlayabilir.

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ POLİTİKA VE YATIRIM ÖNCELİKLERİ

Raporda dönüşümün hızlandırılması için şu adımlar öneriliyor:

🔹 Ulusal ETS'nin toplam emisyon sınırı belirlenerek uygulanması ve Ulusal SKDM'nin devreye alınması.

🔹 Ücretsiz emisyon tahsisatlarının kademeli olarak azaltılması.

🔹 Karbon gelirleriyle finanse edilecek Yeşil Çelik Karbonsuzlaşma Fonu kurulması.

🔹 Karbon Fark Sözleşmeleri, uygun koşullu finansman ve kamu garantilerinin kullanılması.

🔹 Hidrojen ve çelik sektörlerinin karbonsuzlaşma planlarının uyumlu hale getirilmesi.

🔹 Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve elektrik iletim altyapısının güçlendirilmesi.

🔹 Yurt içi hurda toplama miktarının 2050'ye kadar 26 milyon tona çıkarılması.

🔹 Uluslararası standartlarla uyumlu bir Yeşil Çelik Standardı oluşturulması.

SEKTÖR AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?

Bu rapor yalnızca bir iklim politikası önerisi değil; Türkiye çelik sanayisinin önümüzdeki 20-25 yıllık yatırım, üretim, finansman ve rekabet stratejisine ilişkin önemli bir yol haritası niteliği taşıyor.

Özellikle çelik üreticileri, enerji şirketleri, yenilenebilir enerji yatırımcıları, hidrojen ve elektrolizör üreticileri, mühendislik ve EPC firmaları açısından yeni yatırım alanları ortaya çıkabilir.

Karbon fiyatlandırmasının doğru tasarlanması halinde Türkiye, yalnızca emisyonlarını azaltmakla kalmayıp temiz çelik üretiminde bölgesel bir üretim ve tedarik merkezi olma fırsatını da değerlendirebilir.

Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici konu, karbon gelirlerinin nasıl toplanacağı kadar bu kaynakların hangi yatırımlara, hangi finansman modeliyle ve ne ölçüde aktarılacağı olacak.

Kaynak: Agora Industry – Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası | İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) | Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) LinkedIn'de görüntüle
Bu haberi portalda aç →
Haftalık Bülten

Her Pazartesi 08:00

Haftanın öne çıkan ihale ve yatırım haberleri e-posta kutunuza gelsin.

✓ Teşekkürler! Abonelik isteğiniz alındı.